Hepimiz dünyanın %75’inin sudan oluştuğunu biliriz. Fakat azımız bu suyun toplamda %2,5’unun tatlı sudan oluştuğunu biliriz. Bu durumda akıllara şu sorular geliyor; ileride suyumuz biterse ne olacak? İleride su kıtlığı yaşar mıyız? Evet su bol bulunan bir şeydir, elmas ise nadir bulunur. Çok elmasın yüksek bir marjinal faydası vardır; bu yüzden de bir şişe sudan çok daha yüksek değere sahiptir. Ancak burada eğer suya daha çok ihtiyacımız varsa elmasın değeri tartışılır.

Dünyada giderek azalan tatlı su miktarı gelecek yıllarda su kıtlığına sebep olurken bir yandan salgın hastalıklar ve doğal afetlerle mücadele ediyoruz. Aslında dünyanın sinyal verdiği çok açık ama biz bu noktada nasıl tedbirler alıyoruz ve bunun için nasıl bir çaba içerisindeyiz? Su kıtlığı da bu noktada gelecekte önümüze çıkacak büyük küresel bir sorundur. Su kıtlığı, var olan tatlı su kaynağının ihtiyacımızı karşılamayacak düzeyde azalması, bitmesi, tükenmesidir. Özellikle Orta Doğu’da görülen su sorunu Fırat ve Dicle nehrinin Türkiye’den geçmesi ile bizi yakından ilgilendiriyor. İleride su kıtlığının savaşa yol açabileceği ise endişe verici. Türkiye’nin tatlı su kaynağı bakımından bol olarak biliriz. Fakat durum pekte bilindiği gibi değil.
25 Ekim 2020 ‘de Türkiye’nin %85’i tatlı su ve oranın 100’ün altında olması su stresi çektiğimiz anlamına geliyor. Bu orandan anlaşıldığı üzere ne kadar 100’ün üzerinde olursa o kadar tatlı su kaynağımızın bol olduğunu, altında olursa o kadar kıt, yetersiz olduğunu anlayabiliyoruz. Su stresimizin azalması için ne yapabiliriz konusunda araştırmalarda bulundum sizlerle paylaşmak ve su stresimizi azaltmak üzere harekete geçmeye davet ederek araştırmalarımı aktarıyorum.
Yukarıda bahsettiğim oran su stresi ve kıtlığını tanımlamak için; Falkenmark göstergesi ile mevcut su kaynağının nüfus oranına bölünmesiyle bulunuyor. Eğer ki gösterge 1700’den büyükse bu stressiz sınıf olarak değerlendiriliyor ve bu oran 1000-1700 arasında ise su stresi olduğunu 500-1000’e düştüğünde kıtlık olduğunu ve 500 den küçükse kesin kıtlık olduğunu gösteriyor. Türkiye’de Falkenmark göstergesi 2017 yılı itibarıyla, 1386 metreküp olarak hesaplanmıştır. Yani bu durumda göstergeden anladığımız ülkemizin su stresi çektiğini açıklamaktadır. 2023 yılında 87 milyon olacağımız bekleniyor bu durumda su potansiyelimiz 1289 metreküp seviyesine gelerek gittikçe düşecektir. Verilerin korkutucu olması bizi bu noktada tasarruf etmeye itiyor. Çünkü eğer tasarruf etmezsek durum izlediğimiz birçok filmin içeriği ile birebir aynı olacaktır.

Su kıtlığını azaltabilmek için hep birlikte uygulayabileceğimiz şeyler;
- Öncelikle su ayak izimizi hesaplayarak ileride oluşabilecek su kıtlığının önüne nasıl geçebiliriz bunu görebiliriz. Bunun için sizleri Finish’in yarının suyu sitesine yönlendirmek isterim. Burada su ayak izinizin kaç olduğunu hesaplayabilir ve haftalık olarak Türkiye’nin tatlı su kaynağının miktarını takip edip, tasarruf sözü verebilirsiniz. Yarının suyu sitesini ziyaret etmekle birlikte,
- Duş süremizi yarım saatten 5 dakikaya indirebiliriz,
- Bulaşıkları makineye dizerken sudan geçirmeden makineyi tam dolu çalıştırabiliriz,
- Çamaşır makinesini tam dolduğunda çalıştırabiliriz ve
- Daha az giysi tüketimi yapabiliriz.
Suyumuzu gelecek nesillere aktarabilmenin daha birçok yolu yöntemi var. Ben özetle tasarruf etmemiz gereken birçok konunun yanında suyu da ekleyerek önemini arz eder, daha birçok konuda da bilinçli bir tüketici olmamız umuduyla yazımın keyifli olmasını dilerim. Kalın sağlıcakla..
